Selim İleri denildiğinde belki de ilk akla gelen eserdir Her Gece Bodrum. Eser 14 bölümden oluşur. İleri romancılığının genel tavrını, temalarını ve tekniğini yansıtması açısından önemli bir yere sahiptir.
Yazarın dört yıla sığdırdığı dört romanın ilkidir.(Bodrum Dörtlemesi: Her Gece Bodrum(1976), Ölüm İlişkileri(1979), Cehennem Kraliçesi(1980) ve Bir Akşam Alacası(1980))
Gerek biçimsel gerekse içeriksel açıdan değerlendirildiğinde geleneksel roman anlayışının dışında ve modern romanın özelliklerine sahip olduğu görülür.
Tatil için bir araya gelen bir grup arkadaşın yalnızlıkları, toplumu oluşturan bireylere ve dış çevreye karşı duydukları büyük yabancılaşmaları, iletişimsizlikleri, bunalımları ve iç çatışmaları ustaca kaleme alınır.
Her sanatçı yaşadığı dönemin şartlarından doğal olarak etkilenir, zamanın ve mekanın atmosferi sanat eserinde ya katı şekilde belirginleşir ya da eserin geri planında hissettirilir. 1970'li yılların kaotik durumu, boğuk ve çatışmacı siyasal-toplumsal havası Türk romancılığının seyrine de etki etmiştir. Çoğunlukla toplumun meselelerini ele alan, sorunlara çeşitli ideolojik tezler etrafında çareler arayan eserler verilse de bireyi toplumdan soyutlamayan ve bireyi merkeze alan romanlar da yazılmaya başlar. ( Selim İleri, Leyla Erbil, Ferit Edgü gibi yazarlar)
Fakat Her Gece Bodrum'u toplum sorunlarından tamamen uzak kalan, kuru ve salt bireyciliğin egemen olduğu bir eser olarak değerlendirmek de doğru olmaz. Düşüncesel birtakım diyaloglarla da karşılaşıyoruz eser içerisinde çünkü. Kah silahlı mücadeleye dayanan sosyalist yaklaşıma kah Keynesçi ekonomik sisteme roman kişilerinin ağzından itirazlar edilir.
Roman kişileri toplumun içinde yetişir, dış çevre ile olan etkileşimi ruh hallerini etkiler. Dolayısıyla yer yer uç noktalara varan bireyselliklere rastlasak da bu kişisel sorunlar da yine toplumsal kökenlidir. Cem ve Emine karakterlerinin umutsuz, mutsuz ve uyumsuz kişiliklerinin arkasında töresel baskılar ve dışlanmışlıklar vardır. Roman karakterlerinin iç hesaplaşmaları ve bunalımları üzerinden bir sosyolojik değerlendirme ve sosyal eleştiri olarak da okuyabiliriz Her Gece Bodrum'u.
Yaşamı bütün taraflarıyla çok yönlü olarak ele almaya çalışan bir yazarın, toplumda ahlaki kabul görmeyen konuları da sanatına yansıtması şaşırtıcı olmasa gerektir. Selim İleri, eşcinsel birleşmeleri baskın betimleyici unsurlarla kuvvetli şekilde yansıtmamıştır okura. Cem karakterinin bu tür ilişkilere olan eğilimlerine eserde yer yer değinilip geçilmiş üzerinde pek durulmamıştır. Cinsellik ve aşk temaları daha çok toplumsal cinsiyet modellerinin dayatmacılığına karşı bir refleksle ve özgürlükçü bir tutumla yazarın itirazlarını dile getirmek için ortaya attığı kavramlardır.
Yazarın mekan seçiminde ise olay örgüsünü okura daha etkili yansıtma amacının olduğunu söyleyebiliriz. Yazar, uzunca mekan tasvirleri yaparak mekan-olay ilgisini kuvvetlendirmiş. Şehrin kargaşasından ve hızla akan modern hayattan kaçıp uzaklaşmak isteyen bir grup kentsoylu Türk aydınının gittiği yer olarak ele alınır Bodrum. Roman karakterlerinin bu kaçışını Selim İleri'nin kuşakdaşı aydın kadrolara bir eleştirisi olarak da okuyabiliriz. Eser kişileri küçük kentsoylu sol aydınlardır. Toplumun töresel değerlerine karşı çıkan karakterlerin duyarsızlıklarını ve içlerinde yaşadıkları büyük çatışmaları şiddetle eleştirir Selim İleri. Kişisel bunalımlarını önceleyen, sorunlara çözüm üretmek yerine kaçan aydınlara dönük bir sorgulama ve hesaplaşmadır da aynı zamanda Her Gece Bodrum.
“İnsan çevresinden kaçmak istiyordu kimi zaman. Bir yığın arkadaşlık, bir yığın kimsesizlik! Ayrıca insan kimsesizliğini besleyebilir, ondan yeni bir sözlük, yeni bir dil yaratabilir. Böylece herkesin birbiriyle olan ilişkisi (biner biner sayılan para desteleri) biter, tek başına kalmak bu artmada onura dönüşebilirdi.”
Yazarın, eserin bütününe bakıldığında roman kişilerinin karşılıklı konuşmalarına çok az yer verdiği de hemen farkediliyor. Yazarın bu yaklaşımı, İleri'nin roman türüne bakışı dikkate alındığında anlaşılabilirdir. Yazar bireyin iç dünyasını okuruna yansıtma kaygısı güder. Bu yüzden de geleneksel roman anlayışının uzun diyalogları yerini modernist roman anlatım tekniği olan iç konuşma yöntemine bırakır. Ve bu iç konuşmalar eser bütünlüğü içerisinde tek tırnakla verilir. 'Emine çay bardağıyla oynuyordu, düşünerek, ' Alay etti benimle, bir sövgü bu bana. Cem'den umulmayacak bir şey. Zavallıyım ben, bir boktan anlamayan benim, zavallı kız kurusu.'
Sayfalar süren mekan betimlemelerinin ise roman kurgusu açısından belli bir yerden sonra sıkıcı hale geldiği söylenebilir. Mekan, olayların kavranışını kolaylaştırmak yahut kuvvetlendirmek için tasvir edilir. Fakat Her Gece Bodrum'da pek de işlevi olmayan renk kullanımındaki yoğunluğa anlam vermek oldukça güçtür. (yapıların beyazı zakkumların çingenepembemsi, deniz moru, laciverti, camgöbeği... vs.)
Her Gece Bodrum romanının kadın karakterlerinin ise ayrıca ele alınması gerekir. Mutsuz ve yalnız kadınlar anlatılır eserde. Emine 32 yaşında, kendisinin kız kurusu olduğunu düşünen 'yaşlı kız' tipidir. “Yaşlı değildi belki ama çocuk da sayılmazdı. Genç kızlık çağını geride bırakmıştı. Olgun ve yalnız bir kızdı. Olmamıştı evlenememişti. Ak düşmüştü saçlarına. Boyaydı tabi hiç belli olmuyor muydu? Saatlerce kuaförde kalıyordu güzelleşebilmek için, saatlerce.” şeklinde anlatılır.
(Fayrap, 111, Ağustos 2018)











