5 Ekim 2018 Cuma
N'olur Islak Islak
Bakma öyle teşbihte hata olur
Yaralı serçe yarasını dağlar tam şuramda şimdi
Şuramda bir ses gibi sıkışıp kalır adın
Öyle bakma, ayakta ayıplanır bütün yaşadıklarım
Çekilip gidiyor aramızdan o dehşet güzelliğin
Kekeme! Biraz göğsün daralır, daralır zaman
Dinmez, devrik, devr-i daim olan hızı ve telaşıyla
Çok çığlıklı çok çetrefil bir dünyadır duyar nabzını
Yarım kalan bir hesabı var elbet bu acının
Göremiyor, onu karanlıktan
Sen çek çıkar kurşunları o kuşların kalbinden
Çek çıkar kendini, haykır yâri, alabildiğine bağır
Şehir söz hakkı verir bir sevdiği olana
Talihim kara, gidişin uzak ve mezar yerleri sonsuzluk
Çık kapılara karşıla, düş yollara erkenden
Gelmek üzredir kalbim, zorlukların üstesinden.
Ben bu çirkef çağın güzelim
Çarkına çomak sokarım
N'olur ıslak ıslak
Yeter ki ıslak ıslak
Bakma öyle
Başımızı sokacak sıcak bir şiirimiz olsun isterim sonra
Oturma grupları arasında Müslüman ve anti-demokrat
İsterim doğmasın hiç bankalara ve şirketlere güneş
Atıl oğlum derler ve atılır manşetler, medya köpektir
Karizmatik reklam yüzü gibi dimdik diklenen bir tebessüm
Gelir de kurtarır her sabah ertelenen öfkemizi
Bakma öyle, toplu taşımada sıkışır elbet, herkesin kalbi
Peronun orta kısmına doğru
Yoğun duygular ilerler
Belki ...
İki lafın belini hep kırar
Mitinglerde nutuk, parti broşürlerinde vaatler ve reklamlar
Bir kaplumbağa evini arar
Bir çiçek, yeşerir gözlerimi gözlerine dikince
Kılpayı kaçar aklı, bize bir yerden tanıdık gelen dünyanın
Yüzü yok artık yüzümün, insan içine çıkmaya
Mesele anlaşıldıysa, dağılabilirsin kalbim!
(Zifir, 5, Ocak 2018)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder