16 Mart 2020 Pazartesi

Coğrafyanın Penceresinden Çağı Anlamak: Why Geograpy Matters

Spot: “Modern zamanlarda dünyaya sözünü dinletebilmek, biraz da coğrafya bilmenizle ve hızla meydana gelen gelişmeler arasındaki bağlantıları keşfetmenizle alakalıdır.”

Giriş
Otuzdan fazla kitabın yazarı olan Harm De Blij’in Why Geograpy Matters (Coğrafya Neden Önemlidir) adlı eseri, Ağustos 2019’da Hece Yayınları tarafından Türkçe ’ye kazandırıldı. Çevirinin altında ise Fatma Yavaş-Baki Kaya imzası var.
Toplumsal olarak özellikle modern dönemde gerekçelerini ve gerçek yüzünü bir türlü tespit edemediğimiz durumlara maruz bırakılıyoruz. Bütün bu gelişmeleri aydınlatma iddiasında olan komplo teorileri ise zaten karışık olan zihnimizi daha da karıştırmaktan başka bir işe yaramıyor aslında. Dünya üzerinde hegemonya tesis etmek isteyenlerin jeostratejik yaklaşımlarını ve tarihsel süreç içerisinde gerçekleşen politik güç mücadelelerini, bunun yanında medeniyetimizin de gelinen noktada konumunu ve bize biçilmek istenen rolleri bilebilmemiz için özgün içerikler sunuluyor eserde.
Aşağı yukarı üç yüz yıldır mutat hale gelen toplumsal ve siyasal mağlubiyetler nedeniyle yenilmeyi içselleştirmiş vaziyetteyiz adeta. Art arda gelen felaketler karşısında bir çıkış yolu arayan toplum, aklı ve bilimi referans alarak değil de fallarla ve büyülerle yeni imkânlar açmayı deniyor. Bu eser sayesindedir ki, sisteme karşı programlı ve rasyonel refleksler geliştirmek isteyip de nereden başlayacağını bilemeyenler başlangıç alt yapısını inşa ediyor.

Coğrafya Neden Bu Kadar Önemlidir?
Her neye ilişkin olursa olsun bilgi, rekabetin vahşi boyutlara eriştiği günümüzde sahibine kuvvet temin eder. Bugün küresel ve bölgesel düzeyde gerçekleşen sorunlar çok hızlı geliştiğinden ulusal yönetimin erkleri seri bir biçimde karar vermeye zorlanır oldu.
Sözgelimi 2010 Aralık’ında Tunus’ta bir Pazar yerinde gerçekleşen hadiseler dalga dalga yayıldı ve Arap Baharı olarak tanımlanan bir dizi olayı tetikledi. Libya’da ve Suriye’de yaşanan iç savaş karşısında Avrupalı ve Amerikalı siyasilerin tavrı ve alacağı kararlar son derece belirleyici olmuştur. Elbette buralarda siyasete sağlıklı fikirler sunacak uzmanlar vardır fakat hükümet temsilcilerinin onlara ne kadar kulak verdiği de bir muammadır. Buna karşılık karar mercilerinin bilgi düzeyleri de pek iç açıcı değildir.
Irak ve Afganistan’da büyük maliyetlere yol açan savaşlar, uluslararası sistemin dengelerini alt üst eden ekonomik krizler, Çin’in dünyada hızla artan görünürlüğü, Avrupa Birliği’nin dağılacağına dair kaygılar gibi pek çok zor meselenin bir araya geldiği düşünüldüğünde karar mekanizmalarının yaşadığı güçlükler de anlamlandırılabilir.
İşte tüm bu meselelerin üstesinden gelmenin coğrafya bilmekle aşılabileceği iddiasında, Harm de Blij. Coğrafyanın sunduğu imkânlar vasıtasıyla hadiselerdeki bağlantıları ve neden-sonuç ilişkilerini keşfedebileceğiz.
Haritaların Masumiyeti Üzerine
Bilhassa yayılmacılığı bir devlet politikası haline getirenlerin haritaları siyasetlerine malzeme yaptıkları bilinen bir gerçektir. Arizona Üniversitesi’nden Thomas Saarinen tüm dünyadan belirlediği öğrencilerin zihinsel haritalarını sorguladı ve elde ettiği verilerle de bu gerçeği gözler önüne serdi. Onlardan bir dünya haritası çizmelerini istedi ve gördüğü tablo son derece ilginçti. Hemen hemen öğrencilerin tamamı, Avrupa’da bir hayat sürmüş olmamalarına rağmen çizimlerine Avrupa’dan başlamışlardı. Sömürgeci Batı politikalarının yansımalarından sadece birisi bu.
Benzer biçimde pek çok hükümet, sürdüreceği politikaları çok önceden komşularına hissettirirdi. Kendisine ait olmayan toprakları çizdirdiği haritalarda ülke sınırlarına dâhil eder ve böylelikle belki de yıllar sürecek çatışmaların fitilini ateşlerdi.

Terörizmin Coğrafi Belirtileri
Dünya 11 Eylül 2001 tarihinde bambaşka bir güne uyanmıştı. Bir süper gücün başkentinde İkiz Kulelere saldırı gerçekleştiriliyor ve insanlık bir bilinmezliğe yol alıyordu. Tam dört tane yüklü uçak intihar pilotlarının elinde ölüm makinesi haline dönüştü, o kadar ki üç binden fazla insanın hayatını kaybettiği iddia ediliyor. Saldırının kaynakları kadar Amerika Birleşik Devletleri’nin bu hadisede istihbarat zafiyeti gösterip göstermediği de muamma olarak kaldı.
11 Eylül saldırılarının akabinde gerçekleşen terör kaynaklı ölümler ise algılarımızda yer ettiği kadar fazla sayıda değildir. Terörizmin toplumlar üzerinde doğurduğu dehşet hali, gerçekliğin üzerini örtmüş ve algısal olanı egemen kılmıştır.
Küresel Isınma ve Rusya
Televizyon ekranlarına sık sık konuk edilen uzmanlar, yaklaşan küresel ısınmadan bahisle gelecekte dünyayı bekleyen risklere değinir. Faka zihinlere menfi yönleriyle yerleşen küresel ısınma ve iklim değişiklikleri Rus coğrafyası adına yeni bir umut ve imkân gibi görünüyor. Sözgelimi Kuzey Buz Denizi’nde kış buzulunun azalmasıyla birlikte limanlar daha uzun süre hizmet vermeye devam edecek. Bunun yanında buzların erimesinden sonra Kuzey Buz Denizi’nin altında yer alan büyük enerji kaynaklarından da istifade etme şansı doğacak.
Bunu gören Rus hükümeti kıta sahanlığı üzerinde hak iddia etmeye çoktan başladı bile. Daha da ileriye gidip amaçlarını ifşa ettiler ve Kuzey Kutbu’nda Arktik buzunun altına küçük bir denizaltıyla beraber metal bir Rus bayrağı yerleştirdiler.

Son olarak da yüksek enlemlerdeki erimelerden sonra en kuzeydeki donmuş topraklarda da erimeler gerçekleşecek, orman tabakası kuzey bölgelere doğru yayılmaya başlayacak ve en nihayetinde çorak tundra alanları daralacaktı.

(Kitabın Ortası Dergisi, Ocak 2020, Sayı 34)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder