Spot: “Modern zamanlarda dünyaya sözünü
dinletebilmek, biraz da coğrafya bilmenizle ve hızla meydana gelen gelişmeler
arasındaki bağlantıları keşfetmenizle alakalıdır.”
Giriş
Otuzdan fazla kitabın yazarı olan Harm De Blij’in Why
Geograpy Matters (Coğrafya Neden Önemlidir) adlı eseri, Ağustos 2019’da Hece
Yayınları tarafından Türkçe ’ye kazandırıldı. Çevirinin altında ise Fatma
Yavaş-Baki Kaya imzası var.
Toplumsal olarak özellikle modern dönemde gerekçelerini ve
gerçek yüzünü bir türlü tespit edemediğimiz durumlara maruz bırakılıyoruz.
Bütün bu gelişmeleri aydınlatma iddiasında olan komplo teorileri ise zaten
karışık olan zihnimizi daha da karıştırmaktan başka bir işe yaramıyor aslında.
Dünya üzerinde hegemonya tesis etmek isteyenlerin jeostratejik yaklaşımlarını
ve tarihsel süreç içerisinde gerçekleşen politik güç mücadelelerini, bunun
yanında medeniyetimizin de gelinen noktada konumunu ve bize biçilmek istenen
rolleri bilebilmemiz için özgün içerikler sunuluyor eserde.
Aşağı yukarı üç yüz yıldır mutat hale gelen toplumsal ve
siyasal mağlubiyetler nedeniyle yenilmeyi içselleştirmiş vaziyetteyiz adeta.
Art arda gelen felaketler karşısında bir çıkış yolu arayan toplum, aklı ve
bilimi referans alarak değil de fallarla ve büyülerle yeni imkânlar açmayı
deniyor. Bu eser sayesindedir ki, sisteme karşı programlı ve rasyonel
refleksler geliştirmek isteyip de nereden başlayacağını bilemeyenler başlangıç
alt yapısını inşa ediyor.
Coğrafya Neden Bu Kadar Önemlidir?
Her neye ilişkin olursa olsun bilgi, rekabetin vahşi
boyutlara eriştiği günümüzde sahibine kuvvet temin eder. Bugün küresel ve
bölgesel düzeyde gerçekleşen sorunlar çok hızlı geliştiğinden ulusal yönetimin
erkleri seri bir biçimde karar vermeye zorlanır oldu.
Sözgelimi 2010 Aralık’ında Tunus’ta bir Pazar yerinde
gerçekleşen hadiseler dalga dalga yayıldı ve Arap Baharı olarak tanımlanan bir
dizi olayı tetikledi. Libya’da ve Suriye’de yaşanan iç savaş karşısında Avrupalı
ve Amerikalı siyasilerin tavrı ve alacağı kararlar son derece belirleyici
olmuştur. Elbette buralarda siyasete sağlıklı fikirler sunacak uzmanlar vardır
fakat hükümet temsilcilerinin onlara ne kadar kulak verdiği de bir muammadır.
Buna karşılık karar mercilerinin bilgi düzeyleri de pek iç açıcı değildir.
Irak ve Afganistan’da büyük maliyetlere yol açan savaşlar, uluslararası
sistemin dengelerini alt üst eden ekonomik krizler, Çin’in dünyada hızla artan
görünürlüğü, Avrupa Birliği’nin dağılacağına dair kaygılar gibi pek çok zor
meselenin bir araya geldiği düşünüldüğünde karar mekanizmalarının yaşadığı
güçlükler de anlamlandırılabilir.
İşte tüm bu meselelerin üstesinden gelmenin coğrafya
bilmekle aşılabileceği iddiasında, Harm de Blij. Coğrafyanın sunduğu imkânlar
vasıtasıyla hadiselerdeki bağlantıları ve neden-sonuç ilişkilerini
keşfedebileceğiz.
Bilhassa yayılmacılığı bir devlet politikası haline
getirenlerin haritaları siyasetlerine malzeme yaptıkları bilinen bir gerçektir.
Arizona Üniversitesi’nden Thomas Saarinen tüm dünyadan belirlediği öğrencilerin
zihinsel haritalarını sorguladı ve elde ettiği verilerle de bu gerçeği gözler
önüne serdi. Onlardan bir dünya haritası çizmelerini istedi ve gördüğü tablo
son derece ilginçti. Hemen hemen öğrencilerin tamamı, Avrupa’da bir hayat
sürmüş olmamalarına rağmen çizimlerine Avrupa’dan başlamışlardı. Sömürgeci Batı
politikalarının yansımalarından sadece birisi bu.
Benzer biçimde pek çok hükümet, sürdüreceği politikaları çok
önceden komşularına hissettirirdi. Kendisine ait olmayan toprakları çizdirdiği
haritalarda ülke sınırlarına dâhil eder ve böylelikle belki de yıllar sürecek
çatışmaların fitilini ateşlerdi.
Terörizmin Coğrafi Belirtileri
Dünya 11 Eylül 2001 tarihinde bambaşka bir güne uyanmıştı.
Bir süper gücün başkentinde İkiz Kulelere saldırı gerçekleştiriliyor ve
insanlık bir bilinmezliğe yol alıyordu. Tam dört tane yüklü uçak intihar
pilotlarının elinde ölüm makinesi haline dönüştü, o kadar ki üç binden fazla
insanın hayatını kaybettiği iddia ediliyor. Saldırının kaynakları kadar Amerika
Birleşik Devletleri’nin bu hadisede istihbarat zafiyeti gösterip göstermediği
de muamma olarak kaldı.
11 Eylül saldırılarının akabinde gerçekleşen terör kaynaklı
ölümler ise algılarımızda yer ettiği kadar fazla sayıda değildir. Terörizmin
toplumlar üzerinde doğurduğu dehşet hali, gerçekliğin üzerini örtmüş ve algısal
olanı egemen kılmıştır.
Küresel Isınma ve Rusya
Televizyon ekranlarına sık sık konuk edilen uzmanlar,
yaklaşan küresel ısınmadan bahisle gelecekte dünyayı bekleyen risklere değinir.
Faka zihinlere menfi yönleriyle yerleşen küresel ısınma ve iklim değişiklikleri
Rus coğrafyası adına yeni bir umut ve imkân gibi görünüyor. Sözgelimi Kuzey Buz
Denizi’nde kış buzulunun azalmasıyla birlikte limanlar daha uzun süre hizmet
vermeye devam edecek. Bunun yanında buzların erimesinden sonra Kuzey Buz Denizi’nin
altında yer alan büyük enerji kaynaklarından da istifade etme şansı doğacak.
Bunu gören Rus hükümeti kıta sahanlığı üzerinde hak iddia
etmeye çoktan başladı bile. Daha da ileriye gidip amaçlarını ifşa ettiler ve
Kuzey Kutbu’nda Arktik buzunun altına küçük bir denizaltıyla beraber metal bir
Rus bayrağı yerleştirdiler.
Son olarak da yüksek enlemlerdeki erimelerden sonra en
kuzeydeki donmuş topraklarda da erimeler gerçekleşecek, orman tabakası kuzey
bölgelere doğru yayılmaya başlayacak ve en nihayetinde çorak tundra alanları
daralacaktı.
(Kitabın Ortası Dergisi, Ocak 2020, Sayı 34)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder