Ali K.
Metin, Hece, Fayrap ve Ücra dergilerinde yayımladığı şiirlerini Mayıs 2014’te
Hece Yayınları’ndan çıkan Rövanş adlı şiir kitabında bir araya getirdi. Remzi Köpüklü yazdı.
Ali K.
Metin, Hece, Fayrap ve Ücra dergilerinde yayımladığı şiirlerini Mayıs 2014’te
Hece Yayınları’ndan çıkan Rövanş adlı şiir kitabında bir araya getirdi. Şair
yalnızca şiirlerini yayımlayıp kenara çekilmemiş ayrıca şiir üzerine kafa yorup
derinlemesine şiir eleştirisi yazıları da yazmıştır: Yazıyla Solumak ( 2002, Dergâh Yayınları), Şiir Harmanı
(2007, Ebabil Yayınları) ve Şiirin Adaleti (2005, Okur Kitaplığı).
Türk
şiirinin yatağında hızla akması ancak eleştirinin tıkalı damarları açmasıyla
mümkündür ve günümüz edebiyat ortamının, genç şairlerin teorik yazılara günden
güne daha az iltifat eder oluşu düşünüldüğünde Ali K. Metin’in bu çalışmaları
oldukça kıymetlidir. Fakat ben bu yazıda bir eleştirmen olarak değil Rövanş’tan
hareketle şair Ali K. Metin’i ele alacağım.
Kitapta
yer alan şiirler üç ayrı bölüme ayrılarak okurun karşısına çıkmış: Rövanş, Göz
Nöbeti ve Taze Kan.
Ali K.
Metin’in şiire yüklediği misyon şiiri bir itiraz olarak ele alışı ve şiiri Türk
kimliği ile bütüncül bir çerçevede değerlendirişi, genel itibarıyla onun İsmet
Özel’le bir ruh akrabalığı içerisinde olduğu bilgisini bize veriyor.
“b.
Şiirin kıymetini bilen bir uyanıklığı, bundan böyle Türklüğün ontolojik
şartları arasında saymamız mümkün.
…4) Bir
karakter, bir hayat memat meselesi olarak şiir:Poetik şiarımız tam da
budur!”
(Taze
Kan-2, sayfa 73)
Ali K.
Metin’in şiirlerinde toplumsal bazı sınıflara, bürokratik tembelliğe,
bürokrasinin küresel sisteme entegre oluşuna ve hukuk normlarına çok sert,
hatta yer yer argoya kaçan fakat samimi tepkilerinin izlerine rastlıyoruz.
“Şövalye
ruhumdan benim devlete hendekten atlayan bir azamet şimdi bir ürperti gelsin
Buna hem
Avrupa Birliği yalakaları ve bizim bazı ibne bürokratlar çok şaşırsınlar
Mutlaka
ama mutlaka şaşırsınlar
…
Başka
telden çalıyor 657’ye kapak atar atmaz bizim kıçı kırık Türkler”
(Devlete
Evet, Devlete Hayır: Bismillah, sayfa 9-10)
Modern
çağın ve kapitalist ekonomik modelin, hayatımızı ve hayatımızla birlikte
ruhlarımızı da teslim alışını dizelerine mesele eden şairin, sade-minimal yaşam
tarzının yanında saf tuttuğunu ironik, mizahi ve konuşma havasıyla kurduğu
dizelerinden anlıyoruz:
“[yeni
bir koltuk takımı almanın gereğine nihayet inandım]
[bir
otomobilimiz olmamasından gittikçe -hani- daha fazla utanır oluyorum]
…
[tüplü
televizyon da tatlım haklısın ele güne ayıp oluyor, çaresine bakacağım üzülme]
(Medeniyete
İktisap, sayfa 26-27)
Ali K.
Metin’in şiirindeki bu hususiyetler onun neo-epik şiir geleneğinden de epey
beslendiği bilgisini veriyor aslında bize. Dünyanın gidişatı üzerine mesai
harcayıp toplum adına bir çıkış yolu araması ve söyleyişte yalınlığı-apaçıklığı
savunması bu tezimi destekler niteliktedir. Şairin şiir formundan ayrılıp
düzyazıya yaklaşan dizeleri, klasik şiir geleneğinin yapısından uzaklaştığını
ve fakat yaşayan şiirin nimetlerinden de faydalandığını gösterir. Bu dizeler
şairin şiir tavrını ve çeşitli şiir yaklaşımlarını teorik-düşünsel planda ele
alması nedeniyle dikkate değerdir:
“Hakiki
şiir [bu sebeple] tıkırdamaktan hoşlanmaz
…
Salt
biçimcilerse malum
tıkırdamakla
marufturlar.”
(Taze
Kan-1, sayfa 65)
Ali K.
Metin şiirinde neo-epik anlayışın etkisi her ne kadar belirgin olsa da birkaç
yerde onun Koma Şiir’den ve Fütüristik akımdan beslendiği de bir gerçektir.
Fakat bu beslenişi Metin’in şiirlerinin geneline teşmil edebilmek mümkün
değildir.
“Taze
Kan. Acil Hemen. Aranıyor. Doğruya [doğru].
Doğrusunu
Allah [gerçi] [en tabii]
niha-
yetinde.”
(Taze
Kan-1, sayfa 61)
İkinci
dizede ‘doğrusunu Allah’ denilmiş fakat cümle burada kesilmiştir. Okur burada
eksik bırakılan kısmın ‘bilir’ ile tamamlanacağını hiç tereddütsüz fark eder.
Dizelerin bu şekilde bir anda kesilmesi 90’lı yıllarda Mustafa Akar ve İsmail
Kılıçarslan’ın temsil ettiği fakat devam ettirmediği Koma Şiir anlayışının
esintisidir bir bakıma.
Bir
başka şiirde ise, barındırdığı ritim açısından akla direkt Nazım Hikmet şiirini
getiren bir ahenk vardır:
“Ben
çünkü. İstemem. İstemeyiz. Naylon. Devrimler. Falan. Dekadan. Laşmak. Ha sakın.
Çünkü biz. Biz. Önemli. Yiz.
Türkler-
Biz.
Öyle çok.
Karnımız.
Gevezeliğe. Gayrı tok.
Tok.”
(Taze
Kan İçin Birinci Zeyl, sayfa 76)
Türk
şiirinin geldiği yer itibarıyla dikkat çekilmesi gereken bir diğer husus ise,
güncel şiir üzerinde tekleyen dizelerin hâkimiyet kurması tehlikesidir.
Türkçe’nin dil imkânları zorlandığında aslında bu tehlikenin bertaraf edilmesi
pek de meşakkatli değildir. Fakat bu verimi elde etmek programlı ve inatçı bir
çalışmaya ihtiyaç duyar. Bugün edebiyat dergilerinde görünen, çeşitli
ortamlarda kalem oynatan isimlere bu anlamda bir görev düşmektedir.
Tam bu
noktada Ali K. Metin’in Medeniyete İntisap şiirine dikkat çekmek zihin açıcı ve
yerinde olacaktır:
“Yarın
ertesi gün her gün
Tamam
her şey zamanında
Haklısın
haklısınız haklılar
Ekonomiye
vakit var çalışacağım”
İlk
dizede aynı kelimelerin tekrarı, ikinci dizedeki ‘haklılar’ ve üçüncü dizedeki
‘var’ kelimelerindeki ses yakınlığı ile şair gürül gürül akan bir şiirle
buluşturur okurunu. Türk şiirinin
yatağında aynı hızla akması, büyük ölçüde bu bilinçle oluşturulmuş şiirlerin
varlığına bağlıdır desek pek de yanılmış olmayız.
(Dünya Bizim, Eylül 2019)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder