1 Temmuz 2019 Pazartesi

İslami Duyarlıkla Yazılmış Gerçekçi Şiirler: Mağlubiyet Karinesi





İtibar Dergisi’nde yayımlanan şiirlerinden tanıdığımız Seyyid Ensar’ın ilk şiir kitabı Mağlubiyet Karinesi, Temmuz 2018’de Profil Kitap’tan çıktı. Kitapta yer alan 19 şiiri geniş bir perspektiften ele aldığımızda, tematik anlamda yer yer lirizme ve gerçekçi şiir tavrına şahit oluyoruz. Şair ne salt lirizme hapseder şiirini ne de kuru gerçekliğin şiirini esir almasına müsaade eder. Dolayısıyla çağının şairidir ve gündemimizi meşgul eden hadiseler de kalbimizde hep var olan hissi meseleler de şairin şiirsel diliyle ele alınır.

Henüz kitabın ilk sayfalarında şair, şiire yaklaşımını, şiiri ele alış biçimini ve poetik tavrını apaçık ortaya koyar ve okurlarıyla paylaşır. Her ne kadar söyleyişte düzyazıya epey yaklaşmış olsa da Seyyid Ensar şiirinin çerçeve tarifi adına önemli ipuçları barındırır:

Gerçek bir şiir yazmalıyım, gerçekçi bir şiir

siyahın siyah, beyazın beyaz olduğu kadar
siyahın beyazı kirlettiğini herkes söyler şiir olmasa da 
beyazın da siyahı kirletebildiğini hatırlatan bir şiir” 

(Reconnection, Sayfa 12)


Şairin ‘şiirde gerçeklik’ ısrarını şiirlerin geneline baktığımızda kolaylıkla fark ediyoruz. Müslüman kimliğini açığa çıkaran ifadelerin, İslami gelenek içerisinde asırlarca söylenegelmiş hadiselerin şiirde geniş yer tutmasını Seyyid Ensar şiirinin belirgin özellikleri olarak ele alabiliriz. Şair elbette çağının tanığı olmalı ve içinde yaşadığı toplumu çağın gündemi ile birlikte yazmalıdır. Türk fikir dünyasının şairler üzerinden yürüdüğünü düşünürsek gayet tabii şairin fildişi kulesine çekilip bireyci temalarla örülü bir şiir kurmaya hakkı yoktur. Şair yeri geldiğinde bir adım öne çıkarak, şiirini yazdığı toplumun sözcülüğünü yapmalıdır. Seyyid Ensar’ın estetik yaklaşımı da genel itibarıyla bu minvaldedir. Filistin’i ve Filistin’in şahsında bütün İslam coğrafyasını ve mazlum toplumları derdi olarak görür ve sanatına yansıtır:


“Sen, ey kulu çağırmadan daha

Koşarak imdadına gelen!
Acının orta yerine dikenli tellerle çevrilen
Filistin’i hür kıl!
Filistin! Başı dik.
Filistin! Öksüzleri ve yetimleri gülen!
Karanlıktan sıyırdığın gibi sabahı
Kurtar Filistin’i!”

(Her Sela Bir Bomba, Sayfa 25)



Ben Türk şiirinin geldiği yer itibarıyla akan, teklemeyen ve temiz bir dile ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Türkçe’nin zenginliği ve anlatımda zengin çağrışım gücü de zaten gayretli şaire bu nitelikleri tarihin her döneminde vaat etmiştir. Yeter ki dilin incelikleri keşfedilebilsin ve sanatta kendine yer bulabilsin. Seyyid Ensar da şiirinde akıcılığı benzer seslerden oluşan kelimeleri kullanarak yapıyor, dolayısıyla saf, apaçık ve teklemeyen gürül gürül akan metinler ortaya koyuyor:





Alçak irtifa, alçak pilot, alçaklar

Artık hatıralarla ve ölülerle dolu şehir
Ellerinden onu da alacaklar”

(Her Sela Bir Bomba, Sayfa 24)



Şairin kitapta yer alan üç ayrı şiirde (Terkedilmiş Şehirler Atlası, Halep’ten Viyana’ya Bir Koşu, Her Sela Bir Bomba) ‘dikenli teller’ tamlamasına başvurması teknik açıdan göze çarpan bir kusur olarak değerlendirilebilir. Kelime kullanımında genç bir şairin tekrara düşmesi mazur görülüp anlayışla karşılanabilir belki fakat bir an evvel bunları aşması da kendisinden beklenir.


Sınır, denince dikenli teller ve kaçakçılar belirir”

(Terkedilmiş Şehirler Atlası, Sayfa 15)
“Ey laleler ve lahanalar için sınırlara dikenli teller gerenler!”
(Halep’ten Viyana’ya Bir Koşu, Sayfa 19)
Acının orta yerine dikenli tellerle çevrilen
Filistin’i hür kıl!”
(Her Sela Bir Bomba, Sayfa25)

Elbette her şair gibi Seyyid Ensar da Türk şiiri üzerine yapıcı ve geniş okumalar gerçekleştirmiş ve kendi şiirini Türk şiir geleneğiyle beslemiştir. Şairlerin şiirlerinde bir başka şairin etkisini görmek yadırganacak bir husus olmasa da bu etkinin şiire hakim olması şiirle haşır neşir olan insanlar arasında pek hoş karşılanmaz. Seyyid Ensar, Mağlubiyet Karinesi’nde benim tespit edebildiğim kadarıyla üç ayrı yerde İsmet Özel’in şiirinde kullandığı tamlamaları birebir kullanarak taklide düşmüştür. (dudaktaki tuz, berrak sayfa, ergen ölüleri). Daha önce söylenmiş olan ve telaffuz edildiğinde hiç tereddütsüz İsmet Özel şiirini işaret eden bu kullanımlara Seyyid Ensar şiirinde de rastlıyor olmamız, onun şiiri açısından bir kusurdur.


Bununla birlikte Seyyid Ensar, hayatın içinden çekip çıkardığı kelimeleri de yer yer şiirinde kullanır. Dolayısıyla yaşayan, çağının şahidi olan güncel şiirin izlerine rastlarız:


“heştegler yazıldı yürüyüşümüz hakkında ve tutuşturuldu mavi kuşların ayaklarına


(Fıat Iu Stıtıa Et Pır Iat Mundus, Sayfa 26)


Refresh tuşu basılı kalmış hayatımın”


(Aleyhimde Bir Delil, Sayfa 68)



Ve en nihayetinde şair, toplumsal dönüşümü eleştirel bir biçimde ele alır, dolayısıyla söylenenler somut ve apaçık gerçeklerdir. Karşısında dikildiği dönüşüm ise elbette gelenekten kopuşla ve küfür düzenine entegre oluşla alakalıdır:


fakat uyandık bir sabah, baktık ki; 

düşmandan daha çok benziyoruz düşmana
buydu bizim için en ağır yenilgi.”

(Fıat Iu Stıtıa Et Pır Iat Mundus, Sayfa 29)


Bu dizeler Aliya İzzetbegoviç’in “Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.” sözünün bir bakıma şiirsel formda ifadesidir.



(Mahalle Mektebi, 48, Temmuz-Ağustos 2019)