12 Şubat 2019 Salı

Nasıl Güzel


bir sesi boğarak başladım seni sevmeye, bir besmeleyle

yüzüne bir şey olmuş, bakınca anlıyorum eskimişsin
çok fena şeyler geçmiş başından, ama şimdi iyisin benimsin
tutunmaya dal, sığınmaya kalp, yaslanmaya omuz aramış bana gelmişsin
beni bir kabustan uyandırmışsın, elim ısıtmış elini inanmışsın
keşke hiç bitmese der gibi bakmışsın bana
akşam ezanıyla döndüğün o evde hep bir telaş hep bir izah

sonra tarandın, sonra terledin

terleyince koynun kopkoyu bir kirle kirlendi, duydum
seninle kaç sokak, kaç park, kaç deniz gezmişiz ben bile saymadım
bir bulut bir tesettür ayeti gibi inip durdu yüzünde
seni yağan bir yağmurda belki de beklettim, beni bağışla

bana siyaseti unutturan güzelliğini de aldım savaşa giderken

sesin titredi, yorgun argındın, Allah'a inanıyordun tetiğe bastım
sonra bir sabahtı saçlarınla çıkıp geldin, saklı siyah bukleli
neyi unuttumsa hatırladım seni severken, başlandı yeniden
soğuk rüzgar yüzüne değmesin diye ettiğim dua
kabul görmedi, tir tirdin, üşüyordun Allah katında

sokak kalabalık, koynuma masalını yazıyor kız

kızıl güneş beyaz bir nakışla süslüyor güzelim bakışlarını
kaç göz varsa değiyor bize, bazı bazı öpüyor kız
biz böyle iyiyiz ey çıraklar ve uzakta kalanlar ve mahalle bakkalı

ne varsa lanetti berbattı ne varsa sen geldin

sesin geldi ve soluğun ve saçların en çok
saklı siyah bukleli
fakat ben tutup dudaklarıma uçuşunu sevdim
ıslak ve çatlak etiyle bir kuşun 

(Hece, 266, Şubat 2019)